EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH'A MAHSUSTUR  

Menü
Site Haritası

Abdullah ibn Mesud r.a

Abdullah ibn Mesud r.a rivayet ettiği hadisler

Hz Abdullah (ibn Mesud)radıyallahu anhu dedi ki: Resülullah s.a.v. şöyle buyurdu:
إِنَّ أَحَبَّ صَلاةٍ تُصَلِّيهَا الْمَرْأَةُ إِلَى اللَّهِ فِي أَشَدِّ مَكَانٍ فِي بَيْتِهَا ظُلْمَةً
"Kadınların namazından Allah’ın en çok hoşlandığı namaz, evinin en karanlık yerinde kıldığı namazdır". İbn Huzeyme, Sahih hadis no: 1601 ve 2.

Ebu Ali eş-Şeybani rahimullah der ki: Abdullah (ibn Mesud)’ı Cuma günü camiden çıkarırken gördüm kadınlara:
يُخْرِجُ النِّسَاءَ مِنَ الْمَسْجِدِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَيَقُولُ : " اخْرُجْنَ إِلَى بُيُوتِكُنَّ خَيْرٌ لَكُنَّ
"Çıkın (buradan) evinize gidin. Bu sizin için daha iyidir" diyordu. Abdurrezzak, Musannef, hadis no: 5055; Taberani, Mucemul Kebir hadis no: 9369; İbn Münzir, el-Evsatu fi Süneni vel İçmai vel İhtilafi hadis no: 1687.
Abdurrezzakın ravisi İbn Cüreyç diyorki: Ata bin Ebi Rebaha: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman”  ayetinde kadınlarda erkekler gibi namaza çağrılmıyor mu diye sorduğumda “Hayır”dedi.

Hz Abdullah (ibn Mesud)radıyallahu anhu dedi ki: Resülullah s.a.v. şöyle buyurdu:
إِنَّمَا النِّسَاءُ عَوْرَةٌ وَإِنَّ الْمَرْأَةَ لَتَخْرُجُ مِنْ بَيْتِهَا ، وَمَا بِهَا مِنْ بَأْسٍ فَيَسْتَشْرِفُ لَهَا الشَّيْطَانُ، فَيَقُولُ : إِنَّكِ لا تَمُرِّينَ بِأَحَدٍ إِلا أَعْجَبْتِهِ، وَإِنَّ الْمَرْأَةَ لَتَلْبَسُ ثِيَابَهَا، فَيُقَالُ : أَيْنَ تُرِيدِينَ؟ فَتَقُولُ : أَعُودُ مَرِيضًا، أَوْ أَشْهَدُ جِنَازَةً، أَوْ أُصَلِّي فِي مَسْجِدٍ، وَمَا عَبَدَتِ امْرَأَةٌ رَبَّهَا مِثْلَ أَنْ تَعْبُدَهُ فِي بَيْتِهَا
"Kadın avrettir (namahremdir). Kadın evinden günahsız olarak çıkar, şeytan ona yaklaşır ve: “Sen yanından geçtiğin kişilerin hoşuna gidiyorsun” der. Kadın elbisesini giyer, ona nereye gitmek istiyorsun? Denilince: “hastayı ziyaret edeceğim veya cenazeye gideceğim veya camide namaz kılacağım” diye cevap verir. Halbuki kadın evinde yaptığı ibadet gibi Rabbine kulluk yapamaz. Yani evinde ibadet ederek daha çok Allah’ın rızasını kazanır”. Taberani, Mucemül Kebir hadis no: 8828 ve 9373.  Hafız Münziri hadisi Hadis Tergip ve  terhib de merfu olarak zikretmiştir. Mucemde ise mevkuf olarak zikredilmiştir. İsnahı hasendir. Elbani ise Sahih mevkuftur demiştir.

Hz Abdullah b Mesud r.a dediki: Rasülullah s.a.v şöyle buyurdular:
اقْتَدُوا بِاللَّذَيْنِ مِنْ بَعْدِي مِنْ أَصْحَابِي أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ ، وَاهْتَدُوا بِهَدْيِ عَمَّارٍ ، وَتَمَسَّكُوا بِعَهْدِ ابْنِ مَسْعُودٍ
"
Ebu Bekr ile Ömer'i işaret ederek) benden sonra onlara uyun. Ammar'ın hidayeti gibi hidayet bulun; İbn-i Mesud'un söylediklerini tasdik edin!”. Tirmizi, Sünen hadis no: 3770; Taberani Mucemül-Kebir hadis no 8426.

İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'un şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

إِنَّ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللّهِ، وَأَحْسَنَ الْهَدْىِ هَدْىُ محمّدٍ ، وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا

 وَإِنَّ مَاتُوعدُونَ لآتٍ وَمَا أَنْتُمْ بِمِعْجِزِينَ

"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vâdedilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız" Buhârî, İ'tisam 2, Edeb 70.

Hz Abdullah bin Mesud r.a dan Peygamber efendimiz s.a.v şöyle buyurdular:

إِنَّ اللَّهَ قَسَمَ بَيْنَكُمْ أَخْلاقَكُمْ كَمَا قَسَمَ بَيْنَكُمْ أَرْزَاقَكُمْ ، وَإِنَّ اللَّهَ يُعْطِي الْمَالَ مَنْ يُحِبُّ وَمَنْ لا يُحِبُّ، وَلا يُعْطِي الإِيمَانَ إِلا مَنْ يُحِبُّ، وَإِذَا أَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا أَعْطَاهُ الإِيمَانَ

''Muhakkak ki, Allahu teala aranızda rızkınızı paylaştırdığı gibi ahlakınızıda paylaştırdı. Muhakkak ki Allah dünyayı/malı sevdiğine ve sevmediğine de verir. Ancak İmanı sevdiği kullarından başkasına vermez. Allah birkulunu severse ona imanı lütfeder. Hakim, Müstedrek hadis no: 811. Hakim dediki hadis sahihtir.

İbnu Mesud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
هَلَكَ الْمُتَنَطِّعُونَ قَالَهَا ثَلَاثًا
"
Kelamda ileri gidenler helak oldular! Kelamda ileri gidenler helak oldular! Kelamda ileri gidenler helak oldular!". Müslim, İlm 7, (2670); Ebu Davud, Sünnet 6, (4609).

AÇIKLAMA:
Mütenatti, muteammik ve  mütekaır, yani derinleşen manasındadır. İbnu'l-Esir lügat yönüyle boğazının gerisinden konuşan manasına geldiğini, kelimenin ağızın gerisindeki üst mağara (yutak kısmı) manasına gelen  nita' kelimesinden geldiğini, sonradan gerek kelam ve  gerekse fiildeki her çeşit derinleşmeye dendiğini belirtir. Kelimenin kazandığı kullanım genişliğine etraflıca yer veren Münavi, hadiste mütenattiun ile kelama kazandırılan güzellik vasıtasıyla kalpleri esir etmeye  çalışanların kastedildiğini  belirttikten sonra, Zemahşeri'nin hadiste muhtelif kıraatlerde mücadele ve münakaşanın yasaklandığını, çünkü hepsinin (Resulullah tarafından öğretilmeleri sebebiyle) güzel ve doğru olmakta birleştiğini anladığını belirtir. Sonra açıklamasına devam eder: "Nevevî der ki: "Hadis, avama hitap ederken fesahat yapmaya zorlanarak, lügat parçalayarak veya söze i'rab inceliklerini doldurarak kelamda derinliğe  yer vermenin mekruh olduğunu ifade etmektedir."
Münavi, diğer birkısım alimlerin de: "Hadiste nehyedilen mütenattiundan muradın "kendisini ilgilendirmeyen şeylerde mübalağaya kaçanlar" olduğunu söylediğini kaydeder. Keza bazı alimler de mütenattiun ile vukuu nadir ve halli zor meselelerden soru soran kimselerin kastedildiğini belirtmişlerdir. Çok sual sormanın yasaklanmasıyla ilgili bahiste hadisin bu manasını esas alarak mütenattiunu  dırdırcılar diye tercüme etmiştik. Diğer bazı alimler ise bununla "İbadetlerinde, şeriatın kanunlarından da dışarı çıkacak kadar aşırılıklara düşerek şeytanın vesveselerine alet olanların kastedildiğini" söylemiştir.

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret346681
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.75325.7763
Euro6.33506.3604
Saat