EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH'A MAHSUSTUR  

Menü
Site Haritası

Nesih ve Mensuhu Inkar edenler kimlerdir?

Nesih Mensuh aleyhtarligi

Peygamber efendimiz s.s. ve onun güzide ashabından itibaren hicri üçüncü asra kadar nesh’in gerçekleştiği inkar eden birtek müslüman yoktur.

Taki hicri üçüncü asırda dünyaya gelen ve Mutezile mezhebine mensup olan, Ebu Müslim el-isfehani ki, Asıl adı Muhammed b. Bahr el-İsfahani çıkıp nesh’in Kuran ve sünnet’te aklen mümkün olduğunu ancak fiilen gerçekleşmediğini öne sürenede dek. Hicri üçüncü asra kadar bütün Ümmetin kesin bir ittifakı vardır.

Din tahripçisi Ebu Müslim el-İsfahani’nin ileri sürdüğü delilleri

A, Ebu Müslim; > Fussilet 42. buyurmaktadır. Eğer Kuranda nesh olsa, yeni gelen ayet, eski ayetin batıl olduğunu beyanla hükmünü kaldırması gerekirdi>> der.

 B, İkinci olarak; <> ayetinden murat, Tevrat ve incil gibi diğer semavi kitapların neshidir. Kurandaki herhangi bir ayetin neshi anlamına gelmez. Veya neshten maksat, Levh-I mahfuzdan semavi kitaplara nakildir. Çünkü nesh kelimesi, bir yazının birkaç suretini çıkarmaya da denir.>> demektedir.

C, Üçüncü delil olarak da: <<İkinci delildeki ayet, neshin olduğunu göstermez. Belki nesh olursa büyük bir hükümden daha hayırlı bir hükme geçiş olur. Buna da nesh denir. Bu ise Kuran’I Kerimin herhangi bir hükmünün tamamen kaldırılması demek değildir. Binaenaleyh bu ayet diğerlerinin anladığı gibi bir neshin varlığına delalet etmez.>> diyor.

Ebu Müslimin birinci deliline cevap: O’nun delil olarak getirdiği: << Ki ne önünden, ne ardından O’na hiç bir batıl (yanaşıp) gelemez….>> Fussilet 42. Bu ayetten maksat; insanlar tarafından diğer semavi kitaplarda yapılan tahrifat veya değişikliğin Kuran’da yapılamayacağını göstermektedir. Kuran öyle mucizeli bir kitap ki, Onda birbirine aykırı hükümler bulunmadığı gibi, birbirini tekzip eden emirler de bulunmaz. İbn Kuteybe de bu ayetin tefsirinde şunları söylüyor: <Şeytanın Kuran’a gerek vahiyden once, gerekse vahşiyden sonar Kuran’dan olmayan birşeyi sokuşturamayacağını kasdetmiştir> demiştir. İbn Kuteybe, Tevilu Muhtelifil-Hadis,s 469. Manası bukadar açık olan

<> Nİsa 82 ayeti de Ebu Müslim’in yukarıdaki ayeti yanlış anladığını gösterir. Görüldüğü gibi huylu huyundan vazgeçmez mutezilenin en belirgen yönüde kuran ayetlerini kendi heva vearzuları yönünde tahrif etmek tevil etmektir. Haşa sanki bir ayetin hükmünü nehs eden ayet cenabı hakkın göndermiş olduğu bir ayet değilmiki batıl oluyor bu nebiçim tezat,

İkinci ve üçüncü delillerine cevap: İkinci ve üçüncü delilleri ise, hiç bir hüccete dayanmadan yapılan çok zaif tevillerdir. Çünkü bilfiil bir çok şer’I hükümler neshedilmişlerdir.

 

Fahreddin er-Razi, neshle ilgili olarak şöyle der: <

İmam Cessas, tefsirinde <> der. Halbuki bu iddianın sahibi (ebu müslim el-isfehani) bu görüşü ile Ehli Sünnet velcemaattan çıkmaktadır. Zira Ehli Sünnet velcemaattan hiç kimse, böyle bir iddiada bulunmamıştır. Sahabei kiramdan zamanımıza kadar bütün alimler, peygamberimizin şeriatinde neshin olduğuna ve aklada uygun geldiğine hükmetmişlerdir. Başlangıcından günümüze kadar gelen nakillerden şüphe etmek, ilmen mümkün olmadığı gibi, nesh hakkında gelen ayetlerin tevil edilmeside gayri kabildir. Bu iddia sahibi, neshedilen ve nesheden ayetlerin hükmünde, bir çok yanlışlıklar yaparak ümmetin icmaından çıkmıştır. Bu adamın nakli ilimlerdeki bilgisinin azlığı ve bu konuda ümmet arasında asırdan asra nakledilenlerden haberdar olmaması, O’nun böyle yanlış bir iddiada bulunmasına sebep oluyor zannediyorum>> demektedir. Ebubekr el-Cessas, Ahkamul Kuran,c,s 10.  

NESH’İN İSBATI HUSUSUNDA BİZİM DELİLLERİMİZ

Birinci delilimiz: <>Bakara s 106.

Diğer bir ayette: < derler. Hayır! Onların çoğu bunu bilmezler>> Nahl s101.

Başka bir ayette de: <> Rad, 39.

Görüldüğü gibi birinci ayette, ayetlerin neshedilebileceği veya unutturulabileceği; ikinci ayette, ayetlerin birbirleriyle değiştirileceği; üçüncü ayette ise, Allah’ın dilediğini silip kaldıracağı ve dilediğini de olduğu gibi bırakacağı zikredilmektedir. Bunlarda istilahi anlamda nesh demektir.

İkinci delilimiz: SÜNNET’TEN DELİLLERİMİZ

Birgün namazda bir ayeti unutarak atlayan Rasülullah s.a.s, namaz bittikten sonar cemaata dönerek: <> diye sorunca, cemaatın içinde olan Kab, <> dedi. Rasülullah s.a.s, <<Öyleyse okuduğum ayetlerin arasından birini unuttuğumu niçin hatırlatmadın?>> dedi. Ubey bin Kab cevaben, <> dedi. Peygamber s.a.s efendimiz de <> buyurmuşlar. İmam Taberi, Taberi Tefsiri,c1,s 479; Fahreddin er-Razi, Mefatihul-Gayb,c3,s 231.

Dahhak b Muzahim diyor ki: > dedi. Adam, <> dedi. Bunun üzerine Abdullah b Abbas ona: Hem kendin helak oldun, hemde başkalarını helak ettin>> dedi. İbn Şihab ez-Zuhri, Nasih ve Mensuh,s 16.

Hz Ali r.a’ ın yolu bir gün hüküm vermekte olan bir kadı’nın yanına düşer. Neyin nasih neyin de mensuh olduğunu biliyormusun sorusuna cevabı alınca, > der. Beyhaki, Medhal,178; Sünen-I Kübra,X117. Bu rivayetin aynısı İbn Abbas r.a dan da rivayet edilmiştir. Heysemi,I/154.

Abdullah ibn ömer r.a dan, Rasülullah s.a.s şöyle buyurmuştur:

Zübeyr b el-Avvam r.a. şöyle demiştir: Beyhaki, Medhal; İmam suyuti,s,93.

Abdurrahman b Habib es-Selemi diyor ki: Hz Ali r.a, insanlara kıssalar anlatan bir hikayecinin yanından geçti ve ona: > diye cevap verdi. Bu defa Hz Ali ona: buyurdu. İbn Şihab ez-Zuhri, Nasih ve Mensuh,s 15.

Said b Feyruz Ebu Buhteri diyor ki: Hz Ali r.a, Küfe Mescidinde insanlara kıssalar anlatan bir hikayeci gördü ve onun için: diyor. Sorun ona bakalım nasihle mensuhu birbirinde ayırabiliyor mu? Dedi. Ona: <> dediler. O da: dedi. Bunun üzerine Hz Ali: <> buyurdu. İbn Şihab ez-Zuhri, Nasih ve Mensuh,s 16.

İmam Şafii şöyle söylemiştir:

Yine İmam Şafii şöyle der:

Kuran’daki nesihlerin çoğu Rasülullah s.a.s in sünnetlerinin işaret etmesiyle bilinmiştir> İmam Şafii, Risale, 222.

Ahmed bin Hanbel: Resülullahın hadislerinde nesh edeni ve nesh edileni Şafii ile oturup kalktıktan sonra öğrendik> İslam hukukunda Sünnetin yeri,s, 368.

 

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret346681
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.75325.7763
Euro6.33506.3604
Saat