EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH'A MAHSUSTUR  

Menü
Site Haritası

İman Hadisleri


1-Hz Ubade b. es-Samit radiyallahu anh'dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selem şöyle

buyurdu:
مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ، وَأَنَّ عِيسَى عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ أَدْخَلَهُ اللَّهُ الْجَنَّةَ عَلَى مَا كَانَ مِنَ الْعَمَلِ
"Kim Allah'tan başka hiçbir ilah bulunmadığına, O'nun bir olduğuna, ortağı olmadığına, Muhammed'in de O'nun kulu ve Resulü olduğuna, İsa' nın da Allah'in kulu ve resulü, Meryem'e ilka ettiği, kelimesi ve ruhu olduğuna, cennet ve cehennemin de hak olduğuna şehadet ederse, ameli ne olursa olsun, Allah onu mutlaka cennete koyar." Buhari (IV, 139; enbiyâ 48 hadis no: 3205; Müslim (imân 46); İmam Ahmed, Müsned hadis no: 22070; İbn Hibban, Sahih hadis no: 209 ve diğerleri.
Diğer rivayet: ''Allah onu cennetin se kiz kapısından hangisinden girmek isterse oradan koyar.
Tirmizî'nin lafzı:
مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ النَّارَ
 "Kim Allah'tan başka hiçbir İlâh olmadığına, Muhammed'in de O'nun Resulü olduğuna şehâdet ederse, Allah ona ateşi haram kılar." Müslim (imân no. 46) ve Tirmizi, Sünen hadis no: 2638. Tirmizi dedi ki: hadis hasen sahih gariptir.
 
2-Hz Süheyl b. el-Beyda radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا الله حَرَّمَهُ الله عَلَى النَّارِ، وَأَوْجَبَ لَهُ الْجَنَّةَ
"Kim Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirirse, Allah onu cehenneme haram kılar ve ona cenneti vacib kılar”.  Ahmed ve Taberani; el-Mucemul Kebir'de Bu hadis Müsned'inde (III, 451) iki ayrı tarikten Ahmed bin Hanbel ve Mucemu'l-Kebir'inde (Mecma' I, 16) Taberânî tahric ettiler.
 
Bu hadisin de bir kıssası vardır. Meali şöyledir:
Biz bir yolculuk sırasında Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberken ben, O'nun terkisinde idim. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bana hitaben sesini yükselterek üç kere, "Ey Süheyl bin el-Beyda!" buyurdu. Bunların hepsine Süheyl cevab verdi. Halk, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in sesini duyunca, kendilerini kasdettiğini zannederek önündekiler durdular, gerisindekiler ise hızlanarak O'nun etrafında toplandılar. Daha sonra Allah'ın Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem yukarıda zikri geçen kavlini buyurdu.
İbn ebi Hatim, bu hadisin senedi hakkında mürsel hükmünü vermiştir.
 
3-Hz Ebü Said radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنَ الْإِيمَانِ
"Kalbinde zerre kadar imanı olan kimse cehennemden çıkar." Ebû Said der ki: "Kim bunda şüphe ederse şu âyeti okusun:
إِنَّ الله لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ
 Şüphe siz Allah zerre kadar zulm etmez." (Nisa 40)
Tirmizi, Sünen hadis no: 2598) rivayet etmiş ve "hasen sahih" hükmünü vermiştir. Bu hadis, aslında Buhari (tevhid 36, 24) ve Müslim'in (iman 147, 149, 185, 302) tahric ettikleri sahih ve meşhür Ebü Said rivayetli "şefaat" hadisinin bir parçasıdır.
 
4-Hz Ebü Said radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selem buyurdu:)
رَضِيتُ بِالله رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ
"Kim, “Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, Peygamber olarak Muhammed'den hoşnut oldum” derse, cennet ona vacib olur." Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2368) ve Müstedrek'inde (I, 518, II, 93) el-Hâkim tahric ettiler.
 
5-Hz Ebu Said radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
إِذَا أَسْلَمَ الْعَبْدُ فَحَسُنَ إِسْلَامُهُ كَتَبَ الله لَهُ كُلَّ حَسَنَةٍ كان أَزْلَفَهَا، وَمُحِيَتْ عَنْهُ كُلُّ سَيِّئَةٍ كَانَ أَزلَفَهَا، وكَانَ بَعْدَ ذَلِكَ الْقِصَاصُ، كُلُّ حَسَنَة بِعَشْر أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ، وَالسَّيِّئَةُ بِمِثْلِهَا إِلَّا أَنْ يَتَجَاوَزَ الله عَنْهَا
"Kul, islam'ı kabul edip de onu güzel yaşarsa, Allah ona daha önce yaptığı her sevabı yazar, geçmişte işlediği her bir günahı da silinir. Ondan sonra karşılık şöyle olur: her sevaba karşılık on ila yediyüz katına kadar sevap yazılır. Günah ise karşılığı ne ise öyle yazılır, ancak Allah bağışlayıp da o günahtan tamamıyla geçiverirse başka."  Bu hadisi asl-ı senedi kadarıyla "muallak" olarak Buhari, Sahih (I, 15, İman 31) ve Nesai (VIII, 105) tahric ettiler. İbn Hacer, bu hadisi Buhari'nin kitabının bir başka yerinde "vasletmediğini" söylemiştir. Semeveyh, Fevaid'inde bu hadisi Ebû Zerr rivayeti ile vasletmiştir (Feyd I, 281).
 
6-Hz Ebu Hureyre radiyallahu anh'dan; Beraberimizde Ebû Bekr ve Ömer de bu lunduğu halde bir gurup halinde Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in etrafmda oturu yorduk. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem aramızdan kalkıp gitti. Geri dönmekte biraz gecikti; aramıza bir daha dönmeyeceğin den korktuk; derken ayağa kalktık. İlk korkup telaşa kapılan ben oldum. Hemen Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'i aramaya koyuldum. Ensar'dan Neccaroğullanna ait bir bostana gittim.
Bostanın kapısını bulabilirmiyim diye etrafını dolaştım ancak bulamadım. Birden dışarıdaki bir kuyudan çıkan suyun aktığı bir kanalın bostana girdiği yeri gördüm. Hemen sıçrayıp, girdim ve Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına vardım.
(Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem:) "Ebü Hureyre (sen misin)?" dedi. "Evet ey Allah'ın Resulü!" deyince, bana: "Burada ne işin var?" diye sordu.
"Aramızda idin, kalkıp gittin. Biraz gecikince sana kötülük yapılmasından korktuk. Telaşa kapıldık, ilk telaşa kapılan da ben ol dum. Bu bostana gelip tilki gibi atlayıp içeriye girdim diğerleri arkamdalar" dedim. Bana pabuçlarını verip şöyle buyurdu:
اذْهَبْ بِنَعْلَيَّ هَاتَيْنِ فَمَنْ لَقِيتَ مِنْ وَرَاءِ هَذَا الْحَائِطِ يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا الله مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ، فَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ
"Bu iki pabucumla git, bu bostanın arkasında kimin, kalbiyle inanarak Allah'tan baş ka hiçbir ilahın bulunmadığına şehâdet getirdiğini görürsen, ona cenneti müjdele!" Gittim, ilk karşılaştığım kişi Ömer oldu; bana sordu: "Ey Ebü Hureyre, bu iki pabuç nedir?" "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in pabuçlarıdır. Beni bunlarla gönderip:
Kimin, canü gönülden inanarak Allah'tan başka hiçbir ilahın olmadığına şehadet ederken bulursan, ona cenneti müjdele! buyurdu. Bunun üzerine Ömer göğsüme öyle bir vurdu ki, kalçam  üstüne düştüm. Ve şöyle dedi: “Haydi ey Ebu Hureyre, geri dön!"
Hemen Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına döndüm; hıçkıra hıçkıra ağladım. Ardından Ömer geldi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem sordu: "Ey Ehü Hureyre, neyin var?"
"Ömer'le karşılaştım ve gönderdiğin mesajı ona ilettim; göğsüme öyle bir vurdu ki kalçamın üstüne düştüm" deyince, bana: "Haydi geri dön!" emrini verdi. Sonra Ömer'e sordu:
"Ey Ömer, neden böyle yaptın?" Ömer cevap verdi:
"Ey Allah'ın Resulü! Babam, annem sana feda olsun! Ebu Hureyre'yi, canü gönülden Allah'tan başka hiçbir ilahın olmadığına şehadet eden kimse ile karşılaştığı takdirde onu cennetle müjdelemesi için pabuçlarınla sen mi gönderdin?"
"Evet" buyurdu.
"Yapma, korkarım ki insanlar sadece buna güvenip amelleri terkederler. Bırak onları amel etsinler" dedi. O da şöyle buyurdu:
فَخَلِّهِمْ
"öyleyse bırak onları!" Müslim ,Sahih imân 52, hadis no: 48; İbn Hİbban, Sahih hadis no: 4543.
 
8-Hz Ebu Musa radiyallahu anh'dan: Kavmimden birkaç kişi ile birlikte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldim. Şöyle buyurdu:
أَبْشِرُوا وَبَشِّرُوا مَنْ وَرَاءَكُمْ ، أَنَّهُ مَنْ شَهِدَ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ صَادِقًا بِهَا، دَخَلَ الْجَنَّةَ
"Kendinizi ve kavminizden ardınızda olanları müjdeleyin! Müjdeleyin! Kim canü gönülden tam bir sadakat içinde Allah'tan baş ka hiçbir ilah olmadığına şehadet ederse, cenete girer." Hemen insanlara bu müjdeyi vermek için Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanından ayrıldık.
Ömer radiyallahu anh'a rastladık. (Durumu kendisine bildirince):
Bizi alıp tekrar Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e götürdü ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Bu takdirde insanlar amel etmez, buna bel bağlarlar." Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem sustu. İmam Ahmed, Müsned hadis no: 19161. Ve  Taberani, el-Mu'cemul Kebir'de rivayet etti. İsnadı sahihtir. Heysemi, ricalinin güvenilir ve tariklerinin de çok olduğunu söylemiştir. Elbanide sahihtir dedi.
 
Bezzarın, Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh'dan rivayetinde ise:: Hz Ömer dedi ki: "Ey Allah Resulü! Görüş bakımından sen hepimizden üstünsün! Ancak insanlar bunu duyarlarsa, buna bel bağlarlar (amel etmezler)." İbn Hacer Fethul baride bu rivayet hakkında hasendir demiştir.
 
Yine o (Bezzar) zayıf bir isnâdla Hz Ömer radiyallahu anh'dan rivayet etmiştir:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, ona halka bunu müjdelemesini emretmişti, Ömer radiyallahu anh ise şöyle dedi: "Bu takdirde insanlar buna bel bağlarlar." Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem de; ''Bırak bel bağlasınlar" buyurmuştur. İsnadı zaiftir. SHZ
 
Taberani, Mucemul-Kebir’inde zayıf bir isnadla Bilal radiyallahu anh'dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle dedi: "İnsanlara bunu duyur!" "Söylersem, buna bel bağlarlar" deyince şöyle buyurdu: "Bel bağlasalar da!" Münkerul hadis. MKZ
 
10-Hz Muaz b. Cebel radiyallahu anh'dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in Ufeyr adındaki merkebi üzerinde, bende terkisinde idim. Şöyle buyurdu:
"Ey Muâz! Allah'ın Kulları üzerindeki hakkı nedir? Kulların da Allah üzerindeki hak(ları) nedir, bilir misin?"
"Allah ve Resulü daha iyi bilir!" deyince, şöyle buyurdu:
فَإِنَّ حَقَّ الله عَلَى الْعِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوه، وَلَا يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا، وَحَقُّ الْعِبَادِ عَلَى الله أَلَا يُعَذِّبَ مَنْ لَا يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا. قَالَ: لَا تُبَشِّرْهُمْ فَيَتَّكِلُوا
"Allah'ın kulları üzerindeki hakkı: O'na ibadet edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak; kulların Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayanlara azap etme mektir." Bunun üzerine dedim ki: "Ey Allah Resulü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi?"
لَا تُبَشِّرْهُمْ فَيَتَّكِلُوا
"Hayır, müjdeleme sonra buna bel bağlarlar!" buyurdu. Enes radiyallahu anh dedi ki: "Muaz, ölümüne yakın (ilmi gizleyip tebliğ etmeme) günahından kurtulmak için bunu insanlara bildirdi." Buhari, Sahih hadis no: 2856; Müslim, Sahih hadis no: 47; Nesai Süneni Kebir hadis no: 5676; Ebu Yala ve diğerleri.
 
12-Hz Ebü Zer radiyallahu anh'dan: Bir gece dışarı çıkmıştım, baktım ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem tek başına yürüyor. Yanında hiç kimse yoktu. İçimden dedim ki: Galiba beraberinde birinin yürüme sini istemiyor. Bu sebeble Ay'ın gölgesinde yürümeye koyuldum. Dönüp baktığında beni gördü ve şöyle buyurdu:
"Kim o?" "Ebû Zer'dir; Allah beni sana feda etsin!" dedim.
"Ey Ebû Zer gel!" buyurdu ve tam bir saat O'nunla yürüdüm. Sonra şöyle buyurdu:
"(Malı) çok olanlar, kıyamet gününde (sevabı) az olanlardır. Ancak Allah'in kendileri ne hayır verdikleri müstesna! Çünkü onlar, bu sayede sağını solunu, önünü ve arkasını (temiz tutup) hayır işlemişlerdir. Sonra O'nunla bir saat (biraz daha) yürüdüm. "Buraya olur!" dedi ve beni etrafında taşlar bulunan bir yere oturttu ve: "Ben geli ceye dek buradan ayrılma!" buyurdu. Sonra taşlık bölgeye gitti, gözden kayboldu, O'nu gö remez oldum. Orada gayet uzun müddet durduktan sonra: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da" diyerek çıkageldİ. Geldiğinde sabrım taştı ve şu soruyu sormaktan kendimi alamadım: "Ey Allah'ın Nebisi! Allah beni sana feda etsin, taşlıkta seninle konuşan kimdi? Sana karşılık veren kimse duymadım (kiminle ko nuşuyordun öyle?)"
"O Cihril idi. Taşlığın yanında bana göründü ve şöyle dedi:
بَشِّرْ أُمَّتَك مَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِالله شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ
Ümmetine müjdele: Her kim, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse cennete girer. Dedim ki:
Ey Cibril! Zina etsede, hır sızlık yapsa da mı? “Evet” diye cevap verdi."
Ben de aynı soruyu sordum:
"Ey Allah Resulü, (gerçekten) zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?"
"Evet" buyurdu. Sonra yine sordum:
وإن سرق وإن زنى؟
"Hırsızlık yapsa da zina etse de mi?"
نعم وَإِنْ شَرِبَ الْخَمْرَ
"Evet içki içse de!" buyurdu.
Buhari, Sahih hadis no: 5991; Müslim, hadis no: 16161.  Tirmizi'nin diğer bir rivayetinde benzerini zikredip dördüncüsünde şunu ilave etti: "Ebû Zer istemese de!"
 
13-Hz Cabir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seilem buyurdu:)
"(Cennet ve cehennemi) gerektiren iki şey vardır." Bir adam sordu:
"Onları gerektiren iki şey nedir, ey Allah Resulü?" Cevap verdi:
مَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ مَاتَ يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ النَّارَ
"Kim Allah'a bir şeyi ortak koşarak ölürse cehenneme girer; kim de Allah'a bir şeyi ortak koşmadan ölürse, cennete girer." Müslim, Sahih hadis no: 138; İmam Ahmed, Müsned hadis no: 14904; Beyhaki, Süneni Kebir hadis no: 12307 ve diğerleri.
 
14-Hz İbn Şihab (ez-Zührî)'den: Henüz bebek iken Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in, evlerinde bulunan bir kuyunun suyundan onun yüzüne püskürtmüş olduğunu Mahmûd b. er-Rebi' bana bildirdi. Söylediğine göre Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selem ile Bedir savaşında bulunan İtban bin Malik el-Ensari radiyallahu anh ken disine şöyle dediğini duymuş:
Kavmim Salimoğullarına namaz, kıldırıyordum. Aramızda bir vadi vardı ve yağmur yağdığı zaman, vadiyi geçip mescidlerine gitmekte zorlanıyordum. Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e gidip de dim ki: "Gözlerimden zorum var. Yağmur yağınca vadide sel oluyor, karşı tarafa geçmekte güçlük çekiyorum. İsterim ki, gelip evimin bir yerinde namaz kıldırsan da orasını namazgah edinsem." Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Olur, yaparım!" Güneş tepeye çıktıktan sonra Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Ebü Bekr ile birlikte bana geldi; izin istedi ve kendisine içeri girmesi için izin ver dim. "Nerede namaz kıldırmamı istiyor sun?" diye sormadan oturmadı. Kendilerine namaz kıldırmasını arzuladığım yeri göster dim. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem kalkıp tekbir aldı, biz de arkasında saf olduk. İki rekat namaz kıldırıp selam verdi, biz de selam verdik. Kendisi İçin pişirilmekte olan et yemeği için O'nu alıkoydum. Allah Resu lü sallallahu aleyhi ve sellem'in evimde olduğunu duyanlar evime üşüştüler. Bu şekilde eve birçok kimse toplandı. Bir adam şöyle dedi:
"Malik nerede, kendisini göremiyorum?" İçlerinden biri şu cevabı verdi: "O münafıktır; ne Allah'ı sever, ne de Resûlünü!" Bunun üzerine Allah Resüiü sallallahu aleyhi ve sel lem şöyle buyurdu:
لَا تَقُلْ ذَاكَ أَلَا تَرَاهُ قَالَ: لَا إِلَهَ إِلَّا الله يَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ الله؟
"Böyle deme! Görmüyor musun o sırf Al lah rızasını umarak Lâilâhe illallah dedi!?"
O şahıs "Allah ve Resulü daha iyİ bilir. Vallahi, biz onun sadece münafıklara ilgi duyduğunu ve onlara gidip geldiğini görüyor ve biliyoruz!" deyince, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
فَإِنَّ اللَّهَ قَدْ حَرَّمَ عَلَى النَّارِ مَنْ قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ يَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ
"Şüphesiz Allah, sırf kendi rızasını umarak “La İlahe illallah (=Allah'tan başka hiç bir ilâh yoktur)” diyen kimseye ateşi haram kılmıştır."
Buhari , Sahih hadis no: 410;  Müslim, Sahih hadis no: 1058.
 
15-Hz Eb Hureyre radiyallahu anh'dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e sordum: "Kıyamet günü insanlar içinde şefaatinle en fazla mutlu olacak kişi kimdir?"
"Hadise karşı ilgini gördüğüm için senden önce bunu kimsenin sormayacağını bili yordum. İnsanlar içinde şefaatimle en fazla mullu olacak kişi:
مَنْ قَالَ: لَا إِلَهَ إِلَّا الله خَالِصًا مخلصًا مِنْ قَلْبه
Tam bir ihls içinde kalbin den La ilahe illallah (Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur!) diyendir" buyurdu. Buhari.
 
16-Hz Ebü Hureyre radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selem buyurdu:)
وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَا يَسْمَعُ بِي أَحَدٌ مِنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ يَهُودِيٌّ وَلَا نَصْرَانِيٌّ يَمُوتُ، وَلَمْ يُؤْمِنْ بِالَّذِي أُرْسِلْتُ بِهِ إِلَّا كَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ
"Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, yahudi olsun, hıristiyan olsun bu ümmetten beni duyup da getirdiğim Kitab'a iman etmeden ölen kimse mutlaka cehennemlik olur!." Müslim, Sahih hadis no: 155; Ebu Avane Mustahreç hadis no: 308; Beğavi, Mealimut Tenzili Tefsir hadis no: 650.
 
17-Hz Suheyb radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selem buyurdu:)
عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ، إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ له خَيْرٌ، وَلَيْسَ ذلكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ، إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا
Mü'minin işine hayret ederim; çünkü onun işleri bütünüyle hayırdır. Bu da ancak mü'mine mahsustur. Çünkü o, sevindirici bir şeyle karşılaştığında şükreder hayır olur. Zararlı ve üzücü bir işle karşılaştığında sabreder, bu da (kendisi için) hayır olur." Müslim, Sahih hadis no: 5323; Darimi, Sünen hadis no: 2692; İbn Hibban, Sahih hadis no: 2972 ve diğerleri.
 
18-Vehb b. Münebbih radiyallahu anh'dan: Ona şöyle denilmişti:
أَلَيْسَ لَا إِلَهَ إِلَّا الله مِفْتَاحُ الْجَنَّةِ؟
"Lâ ilahe illallah (Allah'tan başka hiçbir ilâh efsyoktur) kelimesi cennetin anahtarı değil midir?" Şöyle dedi: "Evet, fakat dişsiz anahtar olmaz. Ancak dişleri olan anahtarla gelirsen (kapı) sana açılır, aksi halde açılmaz." Buhari Muallak olarak rivayet etmiştir.
 
19-Yahya b. Talha radiyallahu anh'dan: Ömer, Peygamber sallallahu aleyhi ve sel lem öldükten ve Ebu Bekr halife olduktan sonra Talha'yı üzgün gördü ve sordu: "Neyin var? Galiba amcanın oğlu Ebû Bekr'in emîr olması gücüne gitti." Onu övdükten sonra "Hayır!" dedi ve sö züne şöyle devam etti: "Onun emîr olmasına üzülmemek, içinizde en çok bana yakışır. Sa dece şuna üzülüyorum. Allah Resulü sallalla hu aleyhi ve sellem: «Öyle bir kelime, biliyo rum ki, bir kul ölürken söylerse Allah onun üzüntü ve kederini mutlaka giderir, bedenine ve ruhuna rahatlık ihsan eder» buyurmuştu da, onun ne olduğunu sormaya gücüm yettiği halde sormamıştım."
Ömer dedi ki:
"Ben onu biliyorum!"
"Allah'a hamd olsun! Nedir o kelime?"
"Amcası (Ebû Tâlib) ölürken ona teklif et tiği kelimeden daha büyük bir kelime biliyor musun? Eğer ondan daha büyük bir kelimeyi (Kelime-i tevhidi) bilseydi ona onu teklif eder di."
Talha: "Vallahi işte o!" dedi. Rezin tahriç etti Elbanide sahihtir dedi.
 
20-Hz Osman radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem öl dükten sonra Allah Resûlü'nün ashabı arasın da onun ölümüne öyle üzülenler oldu ki, üzün tüden vesveseye kapılanlar bile oldu. Ben de onlardan biriydim. Bİr evin gölgesinde oturur ken Ömer geçmiş ve bana selam vermiş. Üzüntümden ne geçtiğinin, ne de selam verdi ğinin farkına vanntşım. Ömer Ebû Bekr'in
yanına giderek şöyle demiş: "Osman'a uğradım, selam verdim, selamımı almadı, bundan daha tuhaf birşey olur mu?" Bunun üzerine Ebû Bekr'in refakatinde yanıma gelerek selam verdiler.
Sonra Ebû Bekr dedi ki: "Kardeşin Ömer sana selam verdiğini, onun selamını almadığını söylüyor. Seni buna iten nedir?"
"Ben böyle birşey yapmadım!" deyince, hemen Ömer şöyle dedi:
"Vallahi yaptın! Ey Ümeyyeoğulları, zaten sizin adetiniz hep böyledir!"
Cevap verdim: "Vallahi ne geçtiğini, ne de selam verdiğini farkettim!"
Sözü Ebü Bekr alıp şöyle dedi: "Osman doğru söylüyor. Peki seni böyle meşgul eden neydi?"
"Bu İşin kurtuluşunu soramadan Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem vefat etti."
Ebû Bekr, "Ben bunu O'na sormuştum" deyince hemen ayağa kalkıp şöyle dedim:
"Babam, annem sana feda olsun! Elbette buna sen daha lâyıksın!"
Ebû Bekr dedi ki: "Ben O'na: “Ey Allah Resulü, bu işin kurtuluşu nedir?” diye sordu ğumda şöyle cevap verdi:
مَنْ قَبِلَ مِنِّي الْكَلِمَةَ الَّتِي عَرَضْتُ عَلَى عَمِّي فَرَدَّها فَهِيَ لَهُ نَجَاة
Amcama teklif ettiğim kelimeyi kim kabul edip de bana aynısını söyleyerek tekrar ederse, bu kelime onun için bir kurtuluş vesilesi olur»." İmam Ahmed, Müsned hadis no: 20; Ebu Yala, Müsned hadis no: 10.
 
21- Hz Cerir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
مَنْ مَاتَ لا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا لَمْ يَتَنَدَّ بِدَمٍ حَرَامٍ أُدْخِلَ مِنْ أَيِّ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ شَاءَ
"Kim, Allah'a hiçbir şey ortak koşmadan ve haram kana bulaşmadan ölürse, cennetin hangi kapısından isterse ondan (cennete) alınır." Taberani, Mucemul Kebir hadis no: 2236. Elbanide sahihtir dedi.
 
22- Hz Rifaatu'l-Cühenî radiyallahu anh'dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ile yola koyulduk. Kedide ya da Kadid dedi gelince, bazıları Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den evlerine dönmek için izin istemeye başladılar. Onlara izin verdi. Sonra ayağa kalkıp Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Neden bazıları Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'i takip eden ağacın yarısı oluyorlar da, diğer yarısına karşı kin besliyorlar?" Oradakiler ağlamaya başladılar. Biri şöyle dedi: "Bundan sonra kim izin isterse alçaktır!" Allah Resulü Allah'a hamd edip hayırla Övgüde bulunduktan sonra şöyle buyurdu:
أَشْهَدُ عِنْدَ الله لَا يَمُوتُ عَبْدٌ يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا الله وَأَنِّي رَسُولُ الله صِدْقًا مِنْ قَلْبِهِ، ثُمَّ يُسَدِّدُ إِلَّا سُلِكَ فِي الْجَنَّةِ
"Herhangi bir kul Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına benim de O'nun Resulü oldu ğuma cânü gönülden şehâdet eder de, sonra doğru yoldan ayrılmazsa, Allah katında ona şahitlik yapacağım ve o, mutlaka cennete gi recektir." Sonra şöyle buyurdu: "Rabbim (Azze ve Celle) ümmetimden yetmişbin kişiyi hesap ve azabsız cennete koyacağını bana va'd etmiştir. Dilerim ki, sizler, baba, eş ve soylarınızdan salih olanlar, cennet köşklerinde, iyice yerleşmeden onlar girmesinler (yani önce siz girip yerleşin, sonra onlar girsinler)." Ahmed, Müsned hadis no: 15875. Heysüme ve Elbanide sahihtir dedi.
 
23-İmran b. Husayn radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
مَنْ عَلِمَ أَنَّ اللَّهَ رَبُّهُ وَأَنِّي نَبِيُّهُ مُوقِنًا مِنْ قَلْبِهِ ، وَأَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى جِلْدِهِ حَرَّمَهُ اللَّهُ عَلَى النَّارِ أَوْ حَرَّمَ اللَّهُ جِلْدَهُ عَلَى النَّارِ
"Kim Allah'ın Rabbi, benim de peygam beri olduğumu yakînen imân ederek bilirse (eliyle tenini göstererek) Allah onu ateşe ha ram kılar." Bezzar, Müsned hadis no: 3029; Keşful Ester hadis no: 14 Heysüme ve elbani zaiftir dedi. MKBZ
 
24-Hz İyad el-Ensari radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
إِنَّ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ كَلِمَةٌ عَلَى اللَّهِ كَرِيمَةٌ لَهَا عِنْدَ اللَّهِ مَكَانٌ ، وَهِيَ كَلِمَةٌ مَنْ قَالَهَا صَادِقًا أَدْخَلَهُ اللَّهُ بِهَا الْجَنَّةَ.وَمَنْ قَالَهَا كَاذِبًا، حَقَنَتْ دَمَهُ، وَأَحْرَزَتْ مَالَهُ، وَلَقِيَ اللَّهَ غَدًا فَحَاسَبَهُ
"Lâ ilahe ilallah, Allah katında çok de ğerli bir kelimedir. Allah katındaki yeri çok büyüktür. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmayarak söylerse, kanı korunur, malı da korunur, ama yarın Allah'a kavuştuğun da hesabı görülür." Bezzar, Keful Estar hadis no: 4. MKBZ  elbanide zaiftir dedi.
 
25-Hz Muaz radiyallahu anh'dan: Bir yolculukta Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bir gün yü rürken O'nun yakınında bulundum. Dedim ki: "Ey Allah Resulü! Beni cennete sokup ateşten uzaklaştıracak bir amel bildirir misin?" Şöyle bu yurdu:
"Çok zor bir şey sordun. Ama o, Allah'ın ken dilerine kolaylaştırdığı kimselere kolaydır:
تَعْبُدُ الله وَلَا تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصُومُ رَمَضَانَ، وَتَحُجُّ الْبَيْتَ
Allah'a ibadet edersin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı dosdoğru kılarsın, zekatı verirsin. Ramazan orucunu tutarsın, (imkanın varsa) hacca gidersin." Sonra şöyle devam etti:
"Sana hayır kapılarını göstereyim mi?"
"Evet ey Allah Resulü!" deyince; şöyle bu yurdu:
الصَّوْمُ جُنَّةٌ، وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ، وَصَلَاةُ الرَّجُلِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ
"Oruç kalkandır. Sadaka suyun ateşi sön dürmesi gibi hata ve günahları söndürür. Kişinin gece namazı, salihlerin şiarıdır." Sonra Cenab-ı Hakk'ın şu kavl-i celilini okudu:
تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يدعون ربهم خوفا وطمعا
"Vücutlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve uma rak Rablerine yalvaranlar." (Secde 16) De vamla şöyle buyurdu: "Sana işin temel, direk ve doruğunu bildireyim mi?"
"Evet ey Allah Resulü!" dedim. Şöyle buyur du:
رَأْسُ الْأَمْرِ الْإِسْلَامُ، وَعَمُودُهُ الصَّلَاةُ، وَذِرْوَةُ سَنَامِهِ الْجِهَادُ
"İşin temeli islâm, direği namaz, doruk noktası ise cihaddır." Sonra dedi ki: "Sana hepsinin başım bildireyim mi?
"Evet ey Allah Resulü!" dedim. Mübarek dili ni göstererek;
كُفَّ عَلَيْكَ هَذَا
 "Bunu tut!" buyurdu.
"Ey Allah'ın Elçisi! Konuştuklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız?" diye sorunca, şöyle bu yurdu:
ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ
"Annen seni yelim bıraksın' İnsanların yüzleri veya boğazlan üstünde cehenneme sürüklenmeleri, dillerinin ettiklerinden değil midir?" Tirmizi, Sünen hadis no: 2558; İbn Mace, Sünen hadis no: 63. Tirmizi hadis hasen sahihtir dedi.
 
26-Hz Ebu Eyyub radiyallahu anh'dan: Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dedi: "Bana; beni cennete soka cak, cehennemden uzaklaştıracak bir amel bildir." Cemaat: "Bunun neyi var, ne oluyor?" dedi. Pey gamber sallallahu aleyhi ve seltem şöyle buyurdu: "Bir İhtiyacı olmalı." (Sonra soruyu sorana):
تَعْبدُ اللَّهَ لَا تُشْرِكُ بهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ ، وَتَصِلُ الرَّحِمَ، ذَرْهَا
"Al lah'a ibadet edersin, O'na hiçbir şeyi ortak koş mazsın, namaz kılarsın, zekât verirsin" buyurdu. Buhari, Sahih hadis no: 5553; Müslim; İmam Ahmed, Müsned hadis no: 22930; İbn Hibban, Sahih hadis no: 3328 ve diğerleri.
 
27-Hz (Abdullah) İbn Amr b. el-As radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bu yurdu:)
"Allah, şüphesiz kıyamet gününde ümmetim den bir adamı ortaya çıkartacak, sonra herkesin gözü önünde herbiri gözün görebildiği kadar büyük olan tam doksandokuz sicil (dosya) açılacak ve sonra şöyle buyuracak: “Bunlardan bir şeyi inkar edebilir misin? Yazıcı ve koruyucu meleklerim sana haksızlık etliler mi?” “Hayır ya Rabbi!” diyecek. “Bir özrün var mı?” diye soracak. O da: “Hayır ya Rabbi!” diyecek. Allah “Evet, katımızda senin sevabın vardır. Bugün sana hiçbir haksızlık ya pılmayacaktır” buyuracak ve ona içinde
أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا الله وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
“Eşhedü enlâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh” yazdı bir kağıt çıkartılacak ve “Haydi tartıya hazırlan!” diyecek. “Ya Rabbi bu kadar sicillerin (dosyalann) yanında bu kağıt neye yarar ki?” der demez, kendisine şöyle denilecek:  “Bugün haksızlığa uğratılmayacaksın”. Terazinin bir kefesine dosyalar, diğer kefesine de şehâdet kelimesini içeren kağıt konacaktır. Kağıt, dosyalara ağır basacaktır.
ولَا يَثْقُلُ مَعَ اسْمِ الله شَيْءٌ
Çünkü Allah'ın ismini hiçbir şey tartamaz." Abdullah ibn Mübarek, Müsned hadis no: 102; Hakim, Müstedrek hadis no: 9; Beyhaki, Şuabul İman hadis no: 264.Tırmizî. Hadis hasen gariptir dedi. Hakim sahihtir dedi.  Zehebide sahih olduğunu belirtti Elbanide sahihtir dedi.


([1]) في (ب) و(ج): بعشرة .


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret330101
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.67455.6973
Euro6.27036.2955
Saat