EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH'A MAHSUSTUR  

Menü
Site Haritası

Başarılı olma yolunun Tehlikeleri

BAŞARILI OLMA YOLUNUN TEHLİKELERİ

1) Muvaffakiyetin ilk düşmanı tenbelliktir.

Tenbellik yeteneklerin ölüm döşeğidir.

Mensürül Hikem adı kitapda denilmektedir: ‘Tembelliği devam eden, emelinden mahrum olur’

Mensürül Hikem de şöyle denilmektedir: Emel beslemek, ahmakların sermayesidir’

Bazı hikmet ehli diypor ki: ‘Acizlik tenbellikle evlendi; bu evlilikten pişmanlık doğdu. Uğursuzluk da tembellikle evlendi; bunlardan da mahrumiyet meydana geldi’

Sakın tenbel adamlarla sohbet etme, Çünkü çok salihler vardır ki bozuk (fasid) insanlarla arkadaşlık yapmaları yüzünden bozulmuşlardır. Görmüyormusun ki, yürüyüş sırasında tembel hayvanın huyu sür’atli hayvana ne çabuk sirayet eder. Ateş bile kül içinde bırakılırsa söner’ Ebu Bekri Huvarzim

Muvaffak olma yolunda senin ilk büyük düşmanın ten benliktir. Burada sana tenbelliği tarif edecek değilim. Onu sen, ben, hepimiz az çok tanırız. Zira, ötedenberi denilegeldiği gibi: ‘İnsan tenbel bir hayvandır’ Yalnız sana şunu söyleyeceğim ki, tenbellik insanın karşısına çıkıp ta merte savaşan bir düşman değildir. Bilakis, eski peri hikayelerindeki kahramanlar gibi, şekilden şekile girecek ve binbir hile kurarak alt etmeğe çalışan bir namerttir (korkaktır). Tehlikesinin büyüklüğüde buradan gelmektedir.

Tenbelliğin yerine,adamanına ve çağına göre girmediği kalıp yoktur. Herkesin mizacına göre tavır alır ve konuşur. Dilimizde aldığı çeşitli isimler de onun bu sinsiliğini gösterir. Tenbelliğin adı havailiktir. Bir adı gevşeklik, bir adı hoppalık ve züppelik, bir adı uyuşukluk, üşengençlik, keyfine düşkünlük, tenseverliktir. Tenbellik herkesin karşısına herzaman aynı kılıkta çıkmaz. O mesleksiz aktör gibi daima rol değiştirir. Bazen samimi ve iyiliği sever bir dost tavrı alır. Bazan en meşru (kanuna uygun) bir mazeret kılığına girer; hasta olur, yorgun düşer; hakikatta hiçbir şey yapmaz. Bazen tadlı bir dille konuşur ve gönül çeler. Onun kandırıcı bir felsefesi ve safsata ilmeklerine örülmüş bir edabıyatı vardır. Tenbelliğin kitabında sana bazı parçalar okuyayım dinle: Niye çalışmıyorsun diyene adam sende çalışanlar ne yaptıkı? 


Kim kendisiyle mezara birşey götürüyor? Hele dursun sonra yaparımuran buram ağrıyor çalışırken /gerçekten ağrıyanları tenzih ederiz) Huy buya ben bütün sene kitebı, defteri koltuğumda gezmekten hele kütüphane köşelerinde pineklemekten hoşlanmıyorum. İmtihana şöyle yirmi gün kala kafayı vurur, dersleri çalışırım imtihanı bal gibi geçerim Bildiğin şeylerle daha fazla kafanı ağrıtmayım yalnız şunu söyleyim: ‘Eğer tenbel isen ve tenbelliğin uzvi (bedene ait) bir hastalıktan ileri gelmiyor da ruhi bir gevşeklik, uyuşukluk, üşengeçlik, hoppalık ve havailik (önemsememek) şeklinde ise, iradeni kullanmak suretiyle muvaffakiyetin bu düşmanını yenerbilirsin. Eğer bedeni bir arızan varsa bunun ilacını hekimler bilir.

 

1)    Başarının bir diğer düşmanı şise kötü arkadaştır.

Genç dostum! Gittiğinyolda ikinci bir tehlikeli düşmanın da kötü arkadaştır. Arkadaşın kötüsü emin ol ki, bir gencin başına gelebilecek kötülüklerin en kötüsüdür. Ve her kötülük gibi o da sinsi ve maskelidir. Hemn maskesini gayet maharetle (ustalıkla) sergiler. Dost ağzı kullanır. Seni kendisine imrendirmek için yapmadığı şaklabanlık kalmaz. Tenbellik senin içindedir ve sana senin ağzınla konuşur. Arkadaşın kötüsü ise, sana kendi ağzını kullanır ve seni tenbellikten daha çabuk kendine bağlar. Zaten tenbelliğin işi asma, hoppalığa ve züppeliğe düşme şeklinde ekseriya kötü arkadaş telkinleri (aşılamaları) ile başlar. Ve zaman ile itiyat (alışkanlık) halini alarak içimizde yerleşir. Kötü arkadaşın yaman felsefesi vardır.

Sana her fırsatta gerek sözleriyle ve gerek hal ve tavriyle telkin ve tekrar eder: ‘Gençliğini hayatını yaşa gençlik herzaman ele geçmez, Sana öğüt verenler vaktiyle günlerini yaşayıpta şimdi senin güzel gençliğini kıskananlardır.

Arkadaşın kötüsü çalışanlardan rahatsız olur, muvaffak olanları başarılı olanları işine gücüne dikkat edenlerihiç belli etmeden kıskanır başarılı olmayı başarmayı küçümseyerek ve alaya almak süretiyle intikam alır. Seni kendine benzetmek ve kendi düştüğü çukura sürüklemek için baş vuracak çare arar. Sözleri ve yaşayış tarzıyla manevi enerjini kırar ve sende haince bir ruhi gevşeklik meydana getirir. Sözün kısası bu kötü arkadaş bir gencin hayatında rastlayacağı en büyük bahtı karalıktır. Hele tenbellikle arkadaşn kötüsü birleşir de yakana ikisi birden yapışırsa, her biri bir ömre yeten bu iki şerir (kötülük işleyen) düşmandan kendini kurtarma çok güç olur.

Sözlerime kulak ver; arkadaş olacağın kimsede arayacağın şart çalışkanlık, dürüstlük ve iyilikseverlik olsun. Bumeziyetlerle (üstün özelliklerle) bezenmiş olan bir insan, diğer bütün iyi vasıfları (özellikleri) da haiz (sahip) demektir. Bunu unutma ve bu şartı bulamadığın kimse ile sakın arkadaş olma.

 

2)    muvaffakiyetin bir düşmanıda kötü örneklerdir.

Muvaffakiyet yolunda senin bir düşmanın daha var ki, bu da kötü örneklerdir. Bunlar takıp takıştırmakla, kiminin ayağına çelme takmak, kiminin gözüne kül atmakla servete,; mevki ve şöhrete kavuşmuş; ehliyet (hak ettiklerinin) ve likayetlerinin (layık olduklarının) üstündeki yerlere oturmuş insan kılığındaki haydutlardır. Bunlar sade bugün değil tarihin her devrinde görülmüşlerdir. Herzaman insanların saflığından ve temiz yürekliliğinden istifade ederek ( faydalanarak) kese doldurup ense şişiren açık gözlere rastlanmıştır. Zamanımızda ise bunlar görülmemiş şekilde artmıştır. Gayri meşru şekilde servet sahibi olan kısa zamanda köşeyi dönen yangelip beleşten geçinen bu kötü örnekler senin tecrübesiz ve masum gözlerine çarpan bunlar oluyor.

Her kötülük gibi, kötü örneklerin de içlerinin kötülüğünü kusan, zehirli bir lisani felsefesi vardır. Bu felsefenin ekseni ego sırf kendini düşünürlük ve kendini bütün varlıkların merkezi halinde ve herşeyin üstünde görür. Bu insanlar ahlak düşkünlüğünü bunlar bir zeka eseri sanır, namuslulukla alay eder ve aldatmak süretiyle ulaşmayı başarı sayarlar. Bu hainler alnının teriyle çalışıp kazanan kimseye yük olmamak için çalışıp mücadele eden insanlara keriz demekten çekinmeyecek kadar aşağılık mahluklardır. Sakın bunlaın telkinene kanma gelecegini karanlık bir tesadüfün cilvesine terketme.

Hayatta insan olan, ve insana yaraşan yol, doğruluk ve namusluluktur. Namusluluk, insanın vicdanı ile başbaşa kaldığı zaman ona verecek utandırıcı hesabı olmamak demektir. Bu ise mesut olmanın ve iç huzuru ile yaşamanın ilk ve en zaruri şartıdır. Huzur içinde insanca yaşamak istiyorsan bunu yalnız doğrulukla bulabileceğinden emin ol. Şunu bilki hayatta başarılı olmak demek, doğruluğun ve namusluluğun gösterdiği yolda yürümek süretiyle hedefe varmak demektir. Yetişme ve başarılı olma yolundaki başlıca en önemli düşmanların bunlardır. Gerçibu arada kötü kitap ve kötü hocanın da sana yapacağı kötülükten bahsedersek konuyu uzatmış oluruz. Tüm bu düşmanlaraq karşı koyacak kuvvetli iki silahın var: İradeli olmak ve çalışmak. Şu halde mesele iradeyi terbiye edip iyiliğin hizmetinde kullanmakta ve çalışmayı verimli hale getirmenin usulünü bilmektedir. Bence senin herşeyden evvelce muhtaç olduğun bilgi budur.

 

BAŞARILI OLMANIN ŞARTLARI

Başarılı olmanın ilk şartı iradeli olmaktır. Bu şartların birincisi ve hiç şüphe etmeki hayat için herşeyden evvel geleni, iradeli olmaktır. Gevşekliğin, havailik, hoppalık, züppeliğin, türlü türlü şekilleri ile adına tenbellik dediğimiz sefalet şeytanı ve başarılı olmanın düşmanının yıldığı biricik silah iradedir.. İyilik yolunda iradeni kullanabiliyorsan, korkma. Arkadaşın kötüsü semtine bile uğrayamaz. Karşında safsatacıların ağzı ötmez; kötü örnekler zehirli dillerini çıkarıp seninle alay etmez.

İnsan  zekasıyla ve bilgisiyle değil, ancak iradesiyle insandır. Hususiyle ahlakı manada irade yalnız insanı hayvandan ayıran değil hem de insanları birbirinden ayıran ve aralarında üstünlük ve aşağılık farkları yaratan yegane ruhi kuvvettir. Etrafına bak gördüğün üstün insanlar bunu hep iradelerinin kuvvetine borçludur. Tarihte şerefli yer almış ve ün kazanmış şahsiyetlerin hepsi bunu irade silahı ile feth etmişlerdir. Basit zekalı, az bilgili hatta bilgisiz insanlardan başarılı olanlar çok görülür. Fakat, zayıf iradeli insanlardan muvaffak olmuş ve yükselmiş tek misal gösterilemez. Çünkü başarılı olmak ve yükselmek sırf gayretin meyvasıdır; gayret ise, iradenin ifadesidir.

İnsanların çoğu bindiği eşeği unutup da, kayboldu sanarak pazarda eşek arayan Nasreddin Hocaya benzerler. Onlar da, saadetin kendi içlerinde olduğunu unutarak, onu barlarda pavyonlarda meyhanelerde eğlencelerde ararlar. Sen bu gaflete düşme ve inankı başarılı olmanın sırrı gibi saadet kuşu da kendi içimizde ve içimizin en orjinal ve insani bir kudret kaynağı olan irademizin altından kafesi içindedir. Saadet, define gibi bir tesadüf kazması darbesiyle bulunan bir nimet değildir. O ne şanstır, ne mirastır, ne piyondur, ne mevki ve servettir. Saadet ile, cehd (gayret mücadele) ileve irademizin kuvvetiyle zapt edebileceğimiz bir kaledir.

 

İrade üzerine düşünceler: İradeli olmanın hayat ve başarı için taşıdığı yüksek ehemmiyet (önem) anlaştıksa artık asıl bilinmek istenen noktalar ageçebiliriz.

İrade nedir? İradeli olmak ne demektir? Herkes iradeli olabilir ve kuvveti yolunca kullanabilirmi? İrademizde hürmüyüz? Yoksa bizim elimizde olmayan sebep me müessirlere (etki edicilere) bağlımıyız? Cehtle ve iyi bir terbiyenin yardımıyla iradeli olmak mümkün müdür? Mümkünse bunun yolları ve şartları nelerdir?

İlmin ve felsefenin en çetrefelli ( karmaşık) meseleleridir bunlar. Asırlar içinde filozofları ve ilahiyatçıları birbirine düşüren ve bitmez tükenmez münakaşalara mevzu olan üzerinde duracağız.

Dikkat edersen hayatımızın planı ve mukadderatımızın (kaderimizin) inkişafı (gelişmesi) bu noktalar üzerinde düşünüp vereceğimiz karara ve edineceğimiz kanaate bağlıdır.

Soru: İradenin üstün kuvvetine, bunun gayretle ve iyi bir terbiye yardımı ile elde edebilmesinin mümkün olduğuna inanıyoruz?

Cevap: Bu takdirde hayatımızın planı şu şekilde olur: Gayret, hergün biraz daha gayret... Yavaş da olsa daima iyiliğe ve kemale doğru emin bir ilerleyiş.

Soru: İradenin insan için yüksek değerine kulak asmıyor ve bunun gayretle elde edilemeyeceğine mi inanıyoruz?

Cevap: Bu takdirde de tutacağımız yol, ya kör talihe küserek uyuşukluğave miskinliğe düşmektir, yahut da heva ve hevese uyarak kendimizi hoppalık ve züppeliğin pençesine kaptırmaktır. Fakat bilelimki her iki takdirde varacağımız nokta aynıdır: Sefalet ve pişmanlık

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam121
Toplam Ziyaret347436
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74305.7660
Euro6.33076.3561
Saat