EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ YALNIZCA ALLAHINDIR.

Menü
Site Haritası
Takvim

Anasayfa

Hadis ve Sünneti İnkar Fitnesi

Hakikatta hiçbir dini kaygı gütmedikleri halde Kuranı bahane ederek sünneti hadisleri inkar edenlerin türüyeceğini peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bize bakın nasıl haber vermektedir.

Hz Cabir bin Abdullah r.a. dan Rasülullah s.a.s şöyle buyurdular:

عَسَى أَنْ يُكَذِّبَنِي رَجُلٌ وَهُوَ مُتَّكِئٌ عَلَى أَرِيكَتِهِ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ عَنِّي، فَيَقُولُ : مَا قَالَ ذَا رَسُولُ اللَّهِ دَعْ هَذَا وَهَاتِ مَا فِي الْقُرْآنِ
"Muhtemelen sizden biri koltuğuna yaslanacak ve beni yalanlayacaktır. Ona benden bir hadis ulaşacak, o da Rasülullah s.a.s bunu söylememiştir. Bırak bunu, bize Kuran’dakilerden bahset diyecektir. Ebu Yala,III/346 hadis no: 1813; Heysemi, I/155; Kenzul Ummal, I/194.

Hz Mikdam İbnu Madikerib  r.a  dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

أَلَا هَلْ عَسَى رَجُلٌ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ عَنِّي وَهُوَ مُتَّكِئٌ عَلَى أَرِيكَتِهِ فَيَقُولُ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ كِتَابُ اللَّهِ فَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَلَالًا اسْتَحْلَلْنَاهُ وَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَرَامًا حَرَّمْنَاهُ وَإِنَّ مَا حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ كَمَا حَرَّمَ اللَّهُ
"Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir".
Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12). İbn Hİbban, Sahih, 13; Ahmed bin Hanbel, Müsned, VI/8; İmam Şafii, Risale, 89, 403-4; Beyhaki,Delail, I/24.
Ebu Dâvud'un rivayetinin baş kısmında şu ziyâde vardır:
أَلَا إِنِّي أُوتِيتُ الْكِتَابَ وَمِثْلَهُ مَعَهُ
"Haberiniz olsun, bana Kitap ve bir o kadar da (sünnet) verildi."

Hz. Ebu Hureyre r.a dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
لَأَعْرِفَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ أَتَاهُ عَنِّي حَدِيثٌ وَهُوَ مُتَّكِئٌ فِي أَرِيكَتِهِ، فَيَقُولُ : اتْلُوا بِهِ عَلَيَّ قُرْآنًا، مَا جَاءَكُمْ عَنِّي مِنْ خَيْرٍ قُلْتُهُ أَوْ لَمْ أَقُلْهُ، فَأَنَا أَقُوله، وَمَا أَتَاكُمْ مِنْ شَرٍّ، فَإِنِّي لَا أَقُولُ الشَّرَّ "
"Sizden birinin, benden rivayet edilen hadisleri, rahat koltuğuna kurulmuş vaziyette dinleyip: "(Rivayeti bırak! Bana)  Kur'an'dan oku!" dediğini sakın duymayayım! Söylenen güzel  sözü ben söylemişimdir." İmam Ahmed, Müsned hadis no: 10063; İbn Mace, Sünen hadis no: hadis no: 20; Hatib Tarihul Bağdat. Bu hadisler tam 5 sahabeden rivayet edilmiştir işte bu hadisleri rivayet eden sahabeler: Ebu Rafii, el- Mikdam bin madikerib, el-İrbad bin Sariye, Ebu Hureyre, Cabir bin Abdullah, Halid bin velid efendilerimizin hepsi Resülü ekrem s.a.s den yukardaki hadisleri rivayet etmişler.

Büyük hadis şarihi Hattabi bu hadisi şerh ederken şunları kaydediyor: ‘Peygamber s.a.v efendimiz buradaki nitelemeyle lüks ve ferah içinde yaşayan, dine az önem veren, evlerine yapışıp ilim taleb etmeyen, ilmi yerinden ve ehlinden almak için yola koyulmayan kibirli ve zorba kimseleri kasdetmektedir’ Mealimu’s-Sünen (7/8).

Merhum Prof dr İbrahim Canan da kütübü sitede hadisi şerh ederken şunları belirtir:
Mucizevi şekilde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), her devirde, bir kısım "lüks içinde yaşayan din câhiller"in oturduğu yerden "Kur'an'dan başka şey tanımayız" diye ahkâm keseceklerini haber vermektedir. Sözünü evirip kıvırıp neticede bu mânayı ifade eden bedbahtlar günümüzde bile mevcuttur. Âlimler hadiste gelen erîke yani "koltuk" kelimesiyle, bu sözü söyleyecek kimselerin tasvir edilmek istendiğini, bunların iyi döşeli müzeyyen evlere kapanmış, ilim çilesi çekmemiş, rahatına düşkün câhil kimseler olacağına dikkat çekildiğini belirtirler.

Bu hadis, zaman içinde,  bir kısım insanların türeyip, Allah'la Resulü'nün, Kur'an'la sünnetin arasını açmaya çalışacaklarını, Resulullah ve sünneti aradan çıkarabilmek için Kur'an'ı öne süreceklerini haber vermektedir. Kur'an'da nice ayetler Allah ve Resulü'nü beraber zikrettiği, Resulullah'ın da aynen Kur'an gibi hüküm koyma yetisinden, Resulullah'a itaat etmenin gereğinden bahsettiği halde, bu ayetleri bir kısım hevaî, batıl te'villerle sünneti reddetmeye çalışan insanlar her devirde olagelmiştir. Kıyamete kadar varlığı devam edecek bu silsile-i zakkumun şerrine karşı Resulullah müteaddid uyarılarda bulunmuştur.

Mü'minler her seferinde  musibetler,  belalar, hastalıklarla imtihan olunmuyor. Bu da mtihanın bir şubesidir. Bu ve benzeri hadislerde gelen uyarıları esas alarak belirtilen şeytanî iğvaya kapılmayan ve dolayısıyla beşerî hevaya düşmeyen, imtihanı kazanacaktır. Hadiste yer verilen "(rahat) koltuğuna kurulmuş" tabiri de dikkat çekicidir. Bu çeşit fikirler, ilim çilesi çekmeyen, maddi kaygısı olmayan, dünyaya fildişi kulesinden bakan sosyetik zümrelerden çıkacakır.

Daha Ashâb döneminde, bir kısım grupların Kur'ân'a ehemmiyet verme perdesi altında Sünnet'e tavır takınmaya başladıklarını belirtmemiz gerekir. El-Müstedrek'te kaydedilen bir rivâyet aydınlatıcıdır: Ashâb'tan İmrân İbnu Husayn (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan hadîsi rivâyet ederken bir adam atılarak: "Ey Ebu Nüceyd, bize Kur'ân'dan anlat" der. İmrân adama şu cevabı verir: "Sen ve arkadaşların Kur'ân okuyorsunuz. Bana söyler misin, namaz ve namazla ilgili rükünler nelerdir? Kezâ altın, deve, sığır ve diğer çeşit mallara terettüp eden zekat ne miktardadır? Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı gördüm, sen görmedin. Rssûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize, zekatı şöyle şöyle vermemizi emretti." Bu açıklama karşısında ikna olan adam: "Bana hayat verdin, Allah da sana hayat versin" der. Rivâyeti yapan Hasan Basrî hazretleri şu açıklamayı ilâve eder: "Bu zat, ölmezden önce iyi bir İslâm fakîhi oldu". Aynı hadîsin Hatîbu'l-Bağdâdî tarafından el-Kifâye'de kaydedilen  veçhinde İmrân (radıyallahu anh) itirazcıya daha açık bir dille şöyle der: "... Sen ve arkadaşların sadece Kur'ân'a dayandığınız takdirde öğle namazının dört rekat olduğunu... Kâbe'yi tavafın yedi kere olacağını, Safa ve Merve arasında da tavaf yapılacağını ayetlerde bulabilecek misiniz?"

Said İbn Mansur da İmran bin Husayn’dan nakleder : Aralarında hadis müzakere ederlerken, oradan biri: Bırakın bu hadisi yahu ! Bize Kuran’dan bahsedin, der. İmran bin Husayn da şu cevabı yapıştırır: Ahmak herif ! Namazı, orucu Kuran’da detaylı olarak bulabiliyor musun ? Bunları Kuran ortaya koymuş sünnette açıklamıştır.  Beyhakı,Delaıd.de İmam suyuti Miftahu’l Cenne fi’l İhticacı bi’s Sünne,s116.

 

06.11.2013


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret103440
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.95252.9643
Euro3.30173.3149
Saat